Kayıtlar

Refleksoloji

son günlerde görülmeye başlanan bir diğer yöntemde refloksoloji yöntemi.bu yöntem tamamen masaja dayanmaktadır.tarihçesine bakıldığında spastik yürüyemeyen bireylerde kullanıldığı görülmüştür. tabiki normal insanlarda da.ama son zamanlarda otistik bireylerin artışı ve değişik bir alan olması bu yöntemide bizim bölümümüz içine sokmuştur.bireylerin ayak tabanlarına zeytin yağı ile masaj yapılmaktadır. hiberbarik tedaviye benzemektedir. gerekçe tıbbı bir gerekçe. her insanın beyne giden sinirleri ayak tabanlarından başlamakta ve beyne kadar gitmekte. bu masaj sayesinde beyne giden damarlar ve sinrler rahatlatılmakta daha fazla oksijen alınmasına yardımcı olmaktadır. seans ücreti yanılmıyorsa 80 ytl idi ve 15 dk sürüyordu.(iyi para!!!!) ama gelişmeler özellikle otistik öğrencilerde farkedilme süreci uzun oluyor. özel eğitim tekniklerinin gölgesinde kalıyor.normal bireyler için önerebilirim.rahatlamak dinlendirmek için.ama öğrencilerime pek önerebileceğimi söyleyemiyorum. ama işte parası ...

OTİSTİK BİREYLERİN EĞİTİMDEKİ FARKLI YAKLAŞIMLAR

Son zamanlarda özellikle engelli bireyler alanında çokca farklı yaklaşımlar ortaya çıkmaktadır.gerek bu tür öğrencilerin çokluğu, gerek ailelerin çaresizliği gerekse maddi açıdan kazançlı olması farklı sektörleri özel eğitim alanının tam ortasına getirmektedir. Bunların başında çok sık duyduğumuz son zamanların gözde tekniği oksijen tedavisi diğer bir adıyla hiberbarik tedavi.doktorlara göre otistik bireylerin vücudunda eksik olan enzimlerin yüzünden ağır metalleri vücutlarından atamadıklarını ileri sürmektedirler.bunun sonucunda bireyde ağır metal zehirlenmesi ortaya çıkmakta öğrenmesini yavaşlatmaktadır. ağır metal zehirlenmesinin olup olmadığıda en iyi saç diplerinden anlaşılmaktadır. normal bir birey vücudundaki ağır metalleri(bunlar krom alüminyum demir vs.) en çok kıl diplerinden ter yoluyla atmaktadır. normal bir bireyin saç dibindeki oran çok yüksek olurken otistik bireylerde bunun çok süşük olduğu görülmüş.bunu engellemek içinde enzimleri harekete geçirmek için ilaç tedavisi ...

KONUŞMA ENGELLİLER

Sosyal bir varlık olan insan hayatının çok büyük bir kısmını diğer insanlarla birlikte geçirmek durumundadır. Birlikte bulunduğu insanlarla duygu, düşünce ve istemlerini aktarmak ve işbirliği içerisinde bilgi alışverişi, paylaşımı yaparken içinde bulunduğu toplumun kullandığı geleneksel sesli sembolleri kullanması gerekir. Yapılan bir araştırmaya göre uyku saatleri dışında kalan sürenin yaklaşık % 75 i sözlü iletişimle geçmektedir. Sözlü iletişimle geçen %75 in %30 u konuşarak, %45 i ise dinleyerek geçmektedir. Yeryüzündeki toplumların tamamına yakınında kullanılan iletişim şekli konuşmadır. Kişi sözel iletişimini herkesin uygun gördüğü bir tonda, akıcılıkta, frekansta ve seste sunamadığında bir takım tepkilerle karşılaşır. Kişi konuşurken ne anlattığından ziyade nasıl konuştuğuna dikkat edilirse, konuşma hoş olmayan bir hal almışsa buna bozuk konuşma, farklı konuşma, kötü konuşma, kekeme... denir. Konuşma toplumsal hayatın ayrılmaz bir parçası olan iletişimin en önemli öğelerinden bir...

Konuşmanın önemi

İnsanın önemli bir dereceye kadar uygarlaşması insanın yaşantıları paylaşma, fikirlerini değiştirmeye bilgiyi bir kuşaktan diğerine aktarma yeteneği sayesinde geliştiği için konuşma çok önemlidir. Konuşma olmadan uygarlığın olmayacağı bir gerçektir. En ilkel toplumlarda bile insanlar birlikte yaşadıkları için birbirleriyle konuşarak anlaşırlar. Ancak bu yolla duygu ve düşüncelerini birbirlerine aktarabilirler ve birbirlerini anlayabilirler. Konuşma insanları hayvanlardan ayıran birkaç yetenekten biridir ve düşünme yetisi ile yakından ilgilidir. Konuşma doğuştan getirilmeyen sonradan öğrenilen bir beceri olduğu için öğrenmeyi etkileyen etmenler konuşmanın öğrenilmesini de etkiler. Konuşmaya uygun olan bir ortalama ve iyi konuşma örneğine sahip olan çocukların konuşmaları daha düzgün olabilir. Öğrenmeyi güçleştiren, gelişmeye ket vuran etmenler de konuşma gelişimine olumsuz etkide bulunur. Konuşmanın öğrenilmesi bir anda sonuçlanan, duruk bir öğrenme olmayıp zamana bağlıdır ve gelişimsel...

Konuşma bozukluğu nedir?

Konuşma bozukluğu denilince ilk akla gelen gerek konuşmanın akıcılığının bozulması, gerekse de bazen konuşmaya eşlik eden uygunsuz vücut devinimlerinin yer alması sonucunda dinleyenleri ne konuşulduğu ile ilgili olmayıp, nasıl konuşulduğuna dikkat çekmesi açısından kekemelik olmaktadır. Ancak konuşma bozuklukları dilin sesli sembolleri, artikülasyon, ses ve işitme olmak üzere geniş bir alanı kapsar. Kimi çocuğun istendik bir konuşma yapamamasının nedeni, konuşmaya karşı bir isteğin ve hazırlığın olmamasından kaynaklanabilir. Kimi çocukta işitme yoluyla ilk karşılaştığı kelimeler onda geçici bir anlam kazanana kadar iz bırakmayabilir. Bir iç lisan hazırlığı olmadığında da onda karşılıklı anlaşmayı gerektirecek bir anlatım yeteneği gelişmez. Bunun için anlamlı bir konuşma dili kazanması ancak sağlam bir merkezi sinir sistemine sahip olmakla mümkündür. Kimi çocuğun anlaşılmaz bir konuşma sergilemesinin temelinde dil, dudaklar, çene, damak ve çevresel sinirlerin zayıf ya da fonksiyonlarını...

ARTİKÜLASYON (EKLEMLEME) BOZUKLUĞU

Artikülasyon, nefesin gırtlaktan çıktıktan sonra yutak, ağız ve burundan oluşan üçüncü küme organlarında (dil, diş, damak, dudak) konuşma dilimizin geleneksel seslerine dönüşüp biçimlenmesidir. Artikülasyon teriminin yanı sıra eklemleme, boğumlama, oynaklanma veya telaffuz etme terimleri de kullanılabilmektedir. Birey, ana dilinin bağımsız ya da bileşik seslerini doğru ve anlaşılır biçimde çıkaramıyor, birbirine gereği gibi ulayamıyor ya da bu seslerin çıkarılması ve ulanmasında onun yaşından beklenenden çok fazla sapma görülüyorsa onda artikülasyon bozukluğu var demektir. Kısaca artikülasyon bozukluğu; kişinin yaşına ve konuşma gelişimi dönemine uygun olarak konuşmasından beklenen düzgünlüğün ve ses uyumunun olmamasıdır. Sesin uyumsuz çıkması ve kullanımı, yanlış vurgulama, seçmeler ya da düzenlemelerdeki bozukluklar şeklinde olabilir. Ayrıca bazı atlamalar da yapılabilir. Nedeni bilinmeyen işlevsel fonolojik bozukluklar 6 ve 7 yaşındakilerde yaklaşık %2-3 oranında olduğu bilinmektedi...

ARTİKÜLASYON (EKLEMLEME) BOZUKLUĞU

Artikülasyon, nefesin gırtlaktan çıktıktan sonra yutak, ağız ve burundan oluşan üçüncü küme organlarında (dil, diş, damak, dudak) konuşma dilimizin geleneksel seslerine dönüşüp biçimlenmesidir. Artikülasyon teriminin yanı sıra eklemleme, boğumlama, oynaklanma veya telaffuz etme terimleri de kullanılabilmektedir. Birey, ana dilinin bağımsız ya da bileşik seslerini doğru ve anlaşılır biçimde çıkaramıyor, birbirine gereği gibi ulayamıyor ya da bu seslerin çıkarılması ve ulanmasında onun yaşından beklenenden çok fazla sapma görülüyorsa onda artikülasyon bozukluğu var demektir. Kısaca artikülasyon bozukluğu; kişinin yaşına ve konuşma gelişimi dönemine uygun olarak konuşmasından beklenen düzgünlüğün ve ses uyumunun olmamasıdır. Sesin uyumsuz çıkması ve kullanımı, yanlış vurgulama, seçmeler ya da düzenlemelerdeki bozukluklar şeklinde olabilir. Ayrıca bazı atlamalar da yapılabilir. Nedeni bilinmeyen işlevsel fonolojik bozukluklar 6 ve 7 yaşındakilerde yaklaşık %2-3 oranında olduğu bilinmektedi...